Bismillahirrahmanirrahim
"Ey inanmis olan kullarim, muhakkak, benim mülküm olan yeryüzü (çok) genistir.. BU AYETTE HİCRET EMREDİLMİŞTİR..hicret ediniz....

KALPLER ANCAK ALLAHIN ZİKRİYLE TATMİN OLUR...!! Kalpleri Allahı anmak hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun onlar apaçık delalet içindedirler (zümer suresi /22ci ayet )

"


<

...

18/9/2008 - KKendimizE Ağlıyalımm

NİYET ETTİM İSLAMA

   Yazı uzun ama kimsenın muhasebesıne, kendisini tartmasına ,yükselmesıne vesil olacak inş..


Her gün biraz daha 2 metre boyundaki evimize doğru yaklaşıyoruz. Kabrimiz’e doğru adım atıyoruz.

Öleceğiz...

Kapkaranlık bir çukurda Münker ve Nekir Melekleri tarafından sorguya çekileceğiz.

“Rabbin kim, Nebin kim?” diye sorulunca ne cevap vereceğiz?

Geçitler sarp, yollar uzun, yükler ağır, azık az.

Nasıl geçeceğiz...

Cehennem’in üzerindeki Sıratı geçip, Cennet durağına nasıl varacağız?...

Müslümanlar...

Müslümanlar...

Ne kadar da rahatsınız?

Kahkahalarla gülüyor, eğleniyorsunuz.

Cennetle mi müjdelendiniz müslümanlar?...

Ne kadar da neşelisiniz?...

Kur’an hayattan kovulmuş...

Peygamber (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)’in sünneti yasaklanmış...

Kur’an Medreseleri kelepçelenmiş. Adi bir mahkûm gibi zincire vurulmuş?...

Bunlar bizden sorulacak müslümanlar?...

Nasıl hesap vereceğiz?...

Halbuki Ahlâkı Kur’an olan Nur Muhammed’imiz böyle miydi?...

O Üvve-i Hasene’miz “Benim bildiklerimi bilseydiniz çok ağlar, az gülerdiniz” buyurmadı mı?...

Geceler boyu secdelerde “Ümmetim Ümmetim” diyerek yalvarıp, gözlerinden İnci taneleri misâli göz yaşı dökmedi mi?...

Kardeşler, kardeşler, Müslüman kardeşler...

Yüce Rehberimiz bir kez kahkahalarla gülmezdi...

Ümmetini düşünürdü...

Cehennemde yanacak günahkârların haline ağlardı...

Biz gafiller... Yıllar boyunca bir kez ağladık mı halimize?

Taştan daha katı oldu kalplerimiz...

Yağmurlar’a hasret kalan çorak topraklar misali, Allah (Celle Celalühû) için dökülen gözyaşına hasret kaldık?...

Öleceğiz müslümanlar, öleceğiz...

Kara gözlü yarimizden ayrılacağız...

Üzerimiz’e kürek kürek toprak atacaklar...

Yağlarla ballarla beslediğimiz O nazenin bedenimizi kurtlar yiyecekler...

Ölümü çok analım...

Yunus gibi diyelim...

“Yalancı dünya’ya konup göçenler.

Ne söylerler, ne bir haber verirler üzerinde türlü otlar bitenler.

Ne söylerler, ne bir haber verirler.

Kiminin başında biter ağaçlar.

Kiminin başında sararır otlar.

Kimi masum, kimi güzel yiğitler.

Ne söylerler ne bir haber verirler...

Toprağa gark olmuş nazik tenleri.

Söylemeden kalmış tatlı dilleri

Gelin duadan unutman bunları...

Ne söylerler ne bir haber verirler...”

Müslümanlar...

Kabre hazırlanıyor muyuz?

Her gün tahta bir tabutla ebedi yolculuğa çıkanları görüyoruz da, ibret alıyor muyuz?

Büyükler, Allah (Celle Celalühû) dostları, hep son nefeste imanla göçmenin derdiyle yanarlar.

Sultan-ûl Arif’in Beyazıd-î Bistami vefatı anında “Allah... Allah...” diyordu.

Bir an şöyle dua etti:

“Ya Rabbi! Senin için yaptığım bütün ibâdet taat ve zikirleri gafletle yaptım...

Şimdi can veriyorum... Gaflet hali devam ediyor.

Allah (Celle Celalühû)’ım bana huzur ve zikir hali ihsân eyle!...

Bundan sonra zikir ve huzur hali içinde ruhunu Rahmana teslim etti...

Allah (Celle Celalühû) dostlarından Attar-ı Şıblî (Kıddesullah) kırk sene ağladı. Başını kaldırıp semaya bakmadı. Ağlamanın sebebi sorulunca “Kabrin korkusundan ve kıyamet gününün heybetinden ağlamaktayım” dedi.

“Semaya neden bakmıyorsun?” diye sorulunca “Meclislerde kahkaha atarak çok güldüm.

Bu yüzden utanıp başımı kaldırıp bakamıyorum.” buyurdu.

Müslümanlar...

Kardeşler... Yoldaşlar...

O büyük Allah (Celle Celalühû) dostları, hayatlarını saniye saniye Allah (Celle Celalühû) için fedâ edenler, bu kadar ağlayıp sızlarken, biz gafiller, günahları dağlar gibi yığılanlar ne de çok kahkaha atıyoruz?...

Ağlayalım müminler ağlayalım. Kur’an okuyup ağlayalım...

Ölümümüz’ü düşünüp ağlayalım...

Cehennem’e atıldığımızı

düşünüp ağlayalım...

Kur’an medreselerine vurulan kelepçelere bakıp ağlayalım... Allah (Celle Celalühû) dostu Peygamber (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) varisi âlimlerin bir adi suçlu gibi,

takip edildiğini düşünüp ağlayalım.

Dinimize hakaret edilirken, acûze ihtiyarlar gibi oturuşumuza ağlayalım...

Ağlayalım müminler ağlayalım...

Cennet hayali ile yaşayıp da, Cihadı emri bil marufu

terkettiği için, koşa koşa Cehenneme giden şu zavallı milyonlarca müslümana ağlayalım...

İslâm’ı duyurmanın yasak olduğu bir ülkede, Allah (Celle Celalühû)’ını Peygamberini tanımadan, Kur’an öğrenemeden namaz kılamadan, gençliğini hebâ eden şu milyonlarca gencecik yavruların; Cehenneme nasıl dayanacaklarını düşünüp ağlayalım...

Ağlayalım müminler...

Eğer ağlayamıyorsak kendi halimize ağlayalım...

Hep Ümmetini düşünen Allah (Celle Celalühû)’ın Sevgilisi (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) “Eğer onlara azap edersen, şüphesiz onlar senin kullarındır.

Eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen Azizsin, Hakimsin” (Mâide Süresi: Ayet:118) meâlindeki âyet-i celileyi okuyup sabaha kadar ağlardı.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/6/2008 - Gülistan

Image Hosted by ImageShack.us

''-- GÜL MUHAMMED --''


 

 Image Hosted by ImageShack.us

 

Gül mevsimi geldi mi her şey bize yâr olur
Gönüller
gül kokarken geceler nehâr olur   

 

 Image Hosted by ImageShack.us


  Bad-ı saba getirir diyâr-ı gülden koku
Figan eden bülbüle
şifayâb rüzgâr olur 

                       

Image Hosted by ImageShack.us

 

Gözyaşıyla yoğrulur şebnemler yanağında
Dönü
şür yağmurlara damlalar cuybâr olur


 

Image Hosted by ImageShack.us

 

  Yağmur damlalarıyla yıkanırken gülistan
Dile gelir goncalar çiçekler gül
nâr olur


 

Image Hosted by ImageShack.us 


Gül derip gül yüzünden armağanlar taşısam

Çoraklaşan şu dünya yemyeşil diyâr olur

 

Image Hosted by ImageShack.us 

Gül renginle boyanır kuşanır özlemini
Kalbim aşkınla yanıp tutuşarak var olur


 


Image Hosted by ImageShack.us

 

Ey bülbülün sevdası sultanı gülistanın
Sensiz bütün mevsimler bize sonbahar olur

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/6/2008 - Geçilmez

NİYET ETTİM İSLAMA

 

GEÇİLMEZ
Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez;
Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez.
İçeride bir has oda, yeri samur döşeli;
Bu odadan gelsin diye çağrılmadan geçilmez.
Eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada,
Bütün fâni lezzetlere darılmadan geçilmez.
Varlık niçin, yokluk nasıl, yaşamak ne, topyekün?
Aklı yele salıverip çıldırmadan geçilmez.
Kayalıklı boğazlarda yön arayan bir gemi;
Usta kaptan kılavuza varılmadan geçilmez.
Ne okudun, ne öğrendin, ne bildinse berhavâ;
Yer çökmeden, gök iki şak yarılmadan geçilmez.
Geçitlerin, kilitlerin yalnız O'nda şifresi;
İşte, işte o eteğe sarılmadan geçilmez!

 

 Gönlüm uçmak dilerken semavi ülkelere;
Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/6/2008 - BEN...!!!!

http://kardelendilekkincal.spaces.live.com/  

 



 



''Ben"
Diye sızlanmaya başladığımızda ben'in dışındaki her şeyi unuturuz.
Kâinat ben'den ibaret olur.
Ne kadar önemliyizdir o an
Ve ne kadar vazgeçilmez!
Topu topu bir hayatlık canımız varken...
Bir hayat
Doğumla ölüm arasında
Gittikçe daha hızlı geçen
Her an bitmeye doğru giden
Bir hayat
Ve Ben duygusu
İstediğin kadar ben diye sızlan.
Herkes sorar içinden ve asla sezdirmez karşısındakine; Kimsin sen? Senden bana ne?
Sahtekâr tebessümler Sahtekâr dinleyişler
Sen ilk kandırılan değilsin.
Sen ilk yaralanan değilsin
Sen ilk yarı yolda bırakılan değilsin
Sen ilk ayrılık yaşayan değilsin
Sen ilk derde ve belâya düşen değilsin
Ve sen ilk aşık olan değilsin
Sen ilk üzülen değilsin.
Ve aslında sen bir baksan aynaya
Ben bir baksam
Hiç

Kim böylesine yaralanmıştır? İhanete uğramıştır?
Ya Hazret-i İbrahim?
Sevgili eşini ve sevgili oğlunu ilâhî bir buyrukla çölün ortasında bırakmak zorunda kalışı
Hazreti Hacer'in, arkasından Bizi burada yapayalnız kime bırakıyorsun? sorusu
Ama ilahî bir buyruk olduğunu öğrendiğinde, tevekkülle teslimi
Hangi anne bebeğiyle çölün ortasında kalmaya razı olmuştur.
Yapayalnız
Hangi baba bırakmaya?
Ve kardeşlerin yanlışta birleşip, bir başka kardeşi kuyuya atmaları Yani ölüme
Kim Hazreti Yakup kadar hasret çekmiştir.
Kim Hazreti Yusuf kadar meşakkat?
Ve kim Züleyha gibi aşık olmuştur; üstelik yaratılmışların en güzeline
Ve kim onun gibi mahcup olup, onun gibi kavuşmuştur?
Kim?
Sonra
Hazret-i Eyyub
Malını, mülkünü ve evladını bir anda kaybedip
Derdin, belânın, hastalığın en ağırına
Kim onun gibi sabretmiştir?
Kim onun sevgili hanımı Rahime gibi, şehirden kovulduklarında yıkılmamış,

 eşine bakmaya devam etmiştir.
Hangi kadın?
Ve kavminin Hazret-i Musa'ya çektirdikleri?
Her an vazgeçmeleri
Her an şüphe duymaları
Her an akıl almaz ve edep dışı isteklerle bunaltmaları
Ve yaratılmışların en üstünü En güzeli
En
Sevgili Peygamberim
En çok çile çekeni
Anlatamam
Rabbimizin bütün elçileri, bütün sevgilileri,

doğmakla ölmek arasındaki kısacık hayatları kurtarmak için gelmişler
Ve o hayatlara ibret olsun diye acıyı,

ihaneti, kandırılmayı, terk edilmeyi, hastalığı, derdi, belâyı yaşamışlar
Ben değil, hiç olduğumuzu anlatmışlar;
Hiç olunca sevgili olunacağını anlatmışlar
Anlamış mıyız?
Acı, çile, ihanet, ayrılık, aşk, hüzün, hastalık, zarar, ziyan, hasret, felâket
Anlayalım diye, en zorunu, uygulamalı olarak göstermişler
Hiç Ben dememişler... 

Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

MUHABBETİN RENGİ GÜLDÜR,GÖNÜLLERİN

NAKŞI GÜL
AŞKIN KOKUSU GÜLDÜR,DOSTUN BAKIŞI  GÜL

Image Hosted by ImageShack.us

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/6/2008 - Hicret

 

HİCRET


İnsanlar, doğduğu yerde değil, doyduğu ve can ve mal güvenliğinin olduğu yerlerde yaşarlar. Bu, hayatın genel prensibidir. Bu sebeple dünya tarihi boyunca sürekli, bazen kitleler halinde, çoğu zaman da münferiden bir yerden başka bir yere hareketler olagelmiştir. Dünya tarihinde varlık göstermiş 27 kadar medeniyetin tamamı, göç eden toplumların taşıdığı kültürlerin kaynaşması sonucu meydana gelmiştir. Haçlı seferleri ile Müslümanlarla tanışan Batılılar da o günden beri Müslümanlardan çok şeyler öğrenmişlerdir.

 Allah Tela da, kendi rızası için yapılan hicretleri övmüştür:

“Ve men yühacir fi sebilillahi yecid fil ardi murağaman kesiren ve saah”

“Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer ve bolluk bulur. Kim Allah ve Resulüne göç etmek üzere evinden çıkar ve sonra ona ölüm gelirse, onu ödüllendirmek Allah’a düşer.”(4/Nisa,100)

Peygamberimiz ilk vahyi müteakip Varaka bin Nevfel’i ziyareti sırasında hicretin ilk sinyalini almıştı.

 Hicret, bir çok peygamberin adeta ortak kaderidir:

1-Hz Adem, Cennetten Dünya’ya gönderilmiştir.

2-Nuh(a.s), gemi ile başka diyara,

3-İbrahim (a.s), Nemrutun şerrinden Suriye’ye,

4-Lut (a.s),Ürdün’den başka bir diyara,

5-Yusuf(a.s),ardından babası Yakup (a.s) Kenaneli’nden Mısıra,

6-Hz Musa, Mısır’dan Filistin’e,

7-Hz Yunus, Tarsus civarına( ceza olarak)

8-Peygamberimiz (s.a) de Mekke’den Medine’ye göç etmişlerdir.

Mekkeli müşrikler, İslam dininin yayılmasını önlemek için çeşitli yollara başvurdular. Önce işi hafife aldılar, sonra alay etmeye başladılar, psikolojik baskı yöntemleri uyguladılar. Bu yöntemin de kar etmediğini görünce daha çok kimsesiz, gariban,  Müslümanlara karşı işkenceye, fiili ve fiziki müdahaleye başvurdular.   Peygamberimiz Müslümanları korumak için bi’setin(peygamberliğin) beşinci yılında ilk olarak otuz kişilik bir grubun, ardından da 80 kişilik bir grubun Habeşistan’a hicret etmesine izin verdi. Hırıstıyan fakat müslümnalara karşı hoşgörülü olan Habeş Kralı Necaşi, muhacir Müslümanlara ülkesini açtı. Burada Müslümanlar, hicretin yedinci yılına kadar kaldılar. İslam tarihinin öenmli dönüm noktası sayılan asıl hicret, 622 yılında, Mekke’den Medine’ye  Mekkeli Müslümanların göç etmesiyle gerçekleşti. Tebliğ faaliyetlerini aralıksız sürdüren Peygamberimiz, Peygamberliğin onbirinci yılında Akabe denilen bir mevkide Medineli altı  kişinin hidayetine vesile oldu. Bir yıl sonra Akabe’de Medineli oniki Müslüman, Müslümanlığını ve Peygamberimize bağlılığını ilan etti. Bu olaya birinci Akabe biatı denir.  İslam dinini Medineli yeni Müslümanlara öğretmesi için Mu’ab bin Umeyr’i öğretici olarak görevlendirdi. Mu’ab ve Medineli yeni Müslümanların  etkili çalışmaları sonucu Medine’de Evs ve Hazrec kabilelerinin çoğuna yakını kısa sürede Müslüman oldu. Ertesi yıl yine Akabe’de ikici buluşma gerçekleşti. Bu defa Medineli kadınlı erkekli yetmiş iki kişi Müslümanlığını ve Peygamberimize bağlılığını ilan ettikten sonra Peygamberimizin Mekkeli Müslümanların içinde bulunduğu zor durumun farkın olduklarından onları Medine’ye davet etmişlerdir.

Peygamberimiz (s.a.s), bu daveti memnuniyetle kabul etmekle birlikte bu davetin Medinelilere bir takım sorumluluklar getireceğini gerekmesi halinde savaşmak durumunda dahi kalabileceklerini hatırlatmış onlar da Allah için her türlü yükümlülüğü seve seve üstleneceklerini söylemişlerdir.

“İnnallaheştera mine’l-mü’minine enfusehum ve emvalehum biennelehumü’l-cenneh”.(Allah, Mü’minlerden, Cennet karşılığında mallarını ve canlarını satın almıştır.) (9/Tevbe, 111) Bu ayet, ilk etapta büyük fedakarlıkları göze alan Medineli Müslümanlara ve daha sonra da malı ve canı ile Allah yolunda fedakarlık yapan bütün Müslümanlara bir müjdedir.

“Ve in kadü leyestefizzuneke mine’l-ardı lüyuhricuke minha ve izellayelbesüne hilafeke illa kalila…” (17/İsra,76)

  (Yine onlar, seni yurdundan çıkarmak için neredeyse dünyayı başına dar edecekler. O takdirde, senin ardından kendileri de orada fazla kalamazlar.) Nitekim hicretten on yıl sonra Mekke fethedilerek bu mucize haber gerçekleşmiştir. Senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkındaki kanun( budur) Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulmazsın. İsra suresi 78 ve 79. ayetlerde belli vakitlerde namaz kılınması hatırlatıldıktan sonra 80 ve 81 ayetlerde şöyle deniliyor:

“Ve şöyle niyaz et: Gireceğim yere dürüstlükle girmemi sağla, çıkacağım yerden de dürüstlükle çıkmamı sağla. Bana katından hakkı ile yardım edici bir kuvvet ver. Yine de ki: Hak geldi batıl yıkılıp gitti. Zaten batıl yıkılmaya mahkumdur.”  80. ayette yer alan güç(sultan) kelimesi, hicreti müteakip kurulan İslam devleti ve medeniyeti olarak tefsir edilmiştir.

 

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda






boomp3.com





İBRETLİK VIDEOOO.


Son yazılarım

Hadis
Kalb İlacı
Ten ve Can İlişkisi
Devirici Dalgalar
Değer

Kategoriler

Arkadaşlarım

resimdostu
hazan1974












Mümin alnındaki SECDE iznden tanınır..










Es selamu aleykum::...
Degerli kardesler Abdurrahim TÜTÜNCÜ Hocamizin yazdigi ve yorumladigi, Safahat abimizin Hayata geçirdigi Damlalar Albümü çok büyük emekler sarf edilerek hazirlanmistir. Olan bu emek ancak ve ancak sizin bu güzel ALBÜM'den istifade etmenizle bosa gitmeyecektir.

Albümü dinlemek icin buyrun >>>>

Istikamet.eu Yönetim







Hz.Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor:
'Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
'Âdemoğlu için iki vâdi dolusu mal olsaydı,
mutlaka bir üçüncüyü isterdi Âdemoğlunun iç
boşluğunu ancak toprak doldurur Allah tevbe
edenleri affeder '
Buhârî, Rikâk 10; Müslim, Rikak 116, (1048);
Tirmizî, Zühd 27, (2338)

Rabbimiz üzerimize sabır yağdır,
ayaklarımıza sebat ver ve kafirler topluluğuna
karşıbizi muzaffer eyle



...

...

Bir dilenci gelse kapıma onu bu cüz'i şefkatimle geri çevirmiyeceğim. Rabbim! Bana vermiş olduğun şefkatinin yüzde biri,o dilenciyi kapımdan boş çevirtmiyorsa,ben ümitvarım ki; o yüzde doksan dokuz şefkatin beni senin kapından boş çevirmiyecek...

**

Dini Bilgi Yarışması
Oyunlar